13 Ekim 2009 Salı

Minibüs Günlükleri


Ankara'da, Güvenpark'ta minibüse binmek sanıldığındnan daha farklı süreçleri barındıryor içinde aslında. Biraz dikkat edildiğinde bu maceranın uzun kuyruklarda erkeklerin kızlarla, kızların da erkekle bakışmalarıyla başladığı gözlerden kaçmıyor elbette. Sıranın size gelmesiyle varsa eğer arkadaki ya da öndeki beğeninizi kazanan karşı cinslerin de sizlerle aynı minibüste yolculuk edeceğini idrak etmek insanın içinde bir rahatlamaya neden oluyor.  Sonra da parayı ön tarafa "iletmemek" için en arkadaki ya da en önde, şoförün yanındaki yerlerin boş olması ümidi kaplıyor yolcuları (tabii "kesme" işine devam etmek isteniyorsa kimileri kibarlığını sergilemek için sondan bir önceki koltuk sırasında yerini hazır ediyor, "öne iletir misiniz?" sorusuna "tabii ki" cevabını ve bir öndekine de "pardon, şunu uzatabilir misiniz acaba?" suallerini sarf etmek için erketeye yatıyor, o ayrı).

Ama kibarlık takınmak için değnekçi amcalara da dikkat etmek, yolcu daha yeni binmişken araca, "arkadaşım otursana!" diye sinirlendirici cümleleri kulağa asmamak gerekiyor. Macera oturup, paraları iletim işleminin bitmesi ile son bulmuyor elbette, polis kontrolü olan yerlerde ayaktakilerin çömmesi, "Teşekkürler" direktifini duyup tekrar ayakta eski hallerini almalarını seyretmek de hep bu maceraların bir parçası.

Sizi seviyoruz değnekçiler ve dolmuş şoförleri, bize bu değişik deneyimleri yaşatıp hayatımızın biraz olsun sıradanlığından kurtardığınız, kimi zaman bizi müsait, kimi zaman da müsait olan yerden 50 metre ileride indirdiğiniz için.