17 Ekim 2009 Cumartesi

Kentinle Gurur Duyuyor Musun?

Melihciğim yine bir ödülü kaptığı gibi güzel Ankaramıza getirdi. Futbolda ve yönetimin her türlüsünde gayet başarısız olsa da plaketiydi, efendime söyliyeyim tabak ya da tepsi kisveli ödüllerdi, ayırt etmeden hepsini alıp getiriyor. Bu sefer de tutmuş eve Avrupa ödülü getirmiş, sokaktan bulduğu her şeyi eve getiriyor saçlarına yandığım.
Gerçekten, bu ödülleri Ankara nasıl kazanıyor hiç bilemiyorum, çünkü ben olsam Hilton'ıydı, Sheraton'ıydı bu ödülü veren gevurların kol gezdiği yerlerde, mesela Tunalı Hilmi'de her yer toz toprak dolu diye vermem ödül mödül. Ben örneğin, Tunalı Hilmi'de yürürken her defasında gözüme toz kaçıyor, ağlamaklı oluyorum. Bu sefer de insanlar gerçekten ağladım zannetmesin diye "cık cık cık bu ne ya!" diyorum hafif dışarıdan konuşarak.

Melihciğim bakırcı Hamdi Usta'ya yaptırdığın plaketleri lütfen artık kazandık, en büyük biziz diye yutturma, "Kentinle Gurur Duy!" sloganıyla bezediğin, her baktığımda saçının ve bıyıklarının arasında kendimi kaybettiğim resimlerinle boy boy bastırdığın afişleri "Nasıl olsa benim" diyerek her reklam panosuna asma. Aile terbiyesi görmemiş derler.