20 Ekim 2009 Salı

Çizmeler Üzerine

Çizmelerden yana öyle muzdaribim ki sadece giyme tarzı, giyme zamanı hakkında değil, salt çizmeler üzerine kafamı çok yoruyorum ve bu konuyu bir liseli kızın yaptığı gibi kafama takıp, kendimi harap ediyorum. Sanırım bu halimin bir safha sonrası özenle düzelttiğim çift kişilik yatağımın üzerine yüzükoyun zıplayıp o yatağı  bir güzel bozmak, ayaklarımı da doksan derecelik açıyla kaldırıp, nefes almamı neredeyse engelleyecek şekilde kafamı gömdüğüm yastığımı ıslata ıslata ağlamak olacak.

Ayağın Kokar Bebeğim Onlarla Gencecik, hayata neşeyle ve dahi bön bön bakan kızlarımızın bıraktım mevsim normallerinin üzerindeki sıcak havayı, yaz sıcağında giydikleri çizmelere bir türlü anlam veremiyorum. İnternette ufak bir araştırmayla, hiç düşünmeden ithal ettiğiniz bu “lanet olası” moda denen şey içerisine “Yaz Çizmesi” diye bir çizme de tıkıştırdıklarını farketmek ise hayat boyu böyle karamsar ve üzgün kalacağımın işareti gibiydi sanki. Sıcak havalarda da çizme giyen kızlarımıza kısa ve öz bir uyarım olacak: Böyle sıcak havalarda ayağınızda bu çizmeler varken ancak Starbucks’ta oturur, içtiğiniz kahvenizle arkadaşlarınızla fotoğraf çekinir ve sosyalleştiğinizi düşünürsünüz ama eve dönüp de Facebook’a bu fotoğraları yüklemek istediğinizde yanınızda olacak tek bir şey vardır, o da ayak kokusu!

Aşağıdaki Sokakta Kanalizasyon Patlamış, Çizmelerin Bana Lazım Bir diğer takıntılı olduğum nokta da çizme olayının dibine vuran körpe kızlarımız… Sokakta bir itfaiye memuru, patlayan kanalizasyonu onarmak için koşturan bir belediye çalışanı gibi görünüp “Yanınızdayız!” mesajı vermekten kilometrelerce uzak iken ne demeye plastik çizme giyiyorsunuz e be canlarım? Cafcaflı renklere boyanmış, puantiyelerle bezenmiş plastik çizmeleri giyince sadece içi boş bir amele sıfatına sahip olduğunuzu bilmek sizi üzer mi? Virgülle ve sesli harfli kelimelerle kurulmuş cümlelere alışık olup, bunları anlayabilseniz belki ederdi.