25 Ekim 2009 Pazar

3’ün Sırrı

RTE ile Baykal bu hafta bir nikâha davetliydiler nikâh şahitleri olarak. Haberi ilk olarak Radikal’de okudum ve birbirlerine bir türlü kavuşamayan bu iki bahtsız “lider”in artık kabak tadı veren TV dizisi kıvamındaki buluşup konuşamama fiyaskolarından sonra bahsettiğim haberin başlığını görmek beni ziyadesi ile güldürdü (bkz. yarılmak).

Başlık tam olarak şöyle idi: “Erdoğan ile Baykal nihah masasında buluştu.” Kendileri adına çok sevindim, en az 3 çocuk bekliyorum bu mutlu çiftten.

En az üç tane atarsın koç damat! Neyse konuyu bağlamışken, dağıtmadan sayın Hoşbakan’ımızın dilinden bir ara düşürdüğü ama artık bir tik gibi yeniden benliğini teslim ettiği “en az üç çocuk emri”ne (İng. three children code) geçeyim. Çocuklar geleceğimizin teminatıdır derken tam olarak ne anlaşılıyor merak içindeyim, zira büyüklerimiz bu cümleyi sarf ederken sanırım “Bir böbrek 3 bin dolar etse, bir karaciğer nereden baksan 6 bin eder” diyerek organ mafyası kafasıyla düşünmüyorlardı eminim.

Meydanlarda ses çatlatarak, güneş gözlüğü ile karizma yaparak halkın her kesiminden üç adet çocuk sipariş etmek yerine benim daha mantıklı bir çözümüm var, ki küçük hesap insanlarına da gayet mantıklı gelecektir: Durumu gerçekten çok şahane olan, gelecekten tek kaygısı planladığı yıllık kârlılık oranını yakalamak olan ülkenin değerli kodamanları en az 3 çocuk yapsın, kendine dahi zor bakan yurdum insanı ise karne ile çocuk yapsın, onlar da günümüzdeki gibi tek kalemde harcansınlar. Böylece ülkenin refah seviyesi tavan yapar, zenginlik oranı artar.

Saatlerini geri almayan varsa ceza olarak 2 saat geriye alsın hemen.