27 Ekim 2009 Salı

Bir Günlük Hürriyet Gazetesi’nden Çıkan Malzemeler

Kadrosunda ülkenin en dandirik, kofti-sosyetik, çakma entelektüel köşe yazarlarını da bulunduran Hürriyet Gazetesi sadece haberleri ve reklamlarıyla da koca bir kitaba kaynak oluşturabilir.

Gerekli besinimi internet baskılarından yeterince aldığım için bugün sırf hakkında yazmak için bir şey bulayım diye aldım gazeteyi.  Ekleri ile satıldığı ücreti katbekat hak ediyor doğrusu Hürriyet.  Resimleri ve haberleri eskiden olduğu gibi makasla kestim ama bu seferki amaç duvara asmak ya da halının altında saklamak değil, tarayıp sanal ortamıma koymak.

Güzin Abla

Hürriyet’in tarihi köşesi Güzin Abla’nın orijinal olanı Fatma Güzin Sayar bilindiği üzere vefat etti, yerine de 1998 yılından beri kızı Feyza Algan dertlerine derman olunması için okurlarının yolladığı mektup, elektronik posta ya da fakslarla hergün uğraşıyor sağolsun. Hergün çok absürd yazılar gelmesine rağmen sanırım benim şansıma çok uçta olmayan yazılar gönderilmiş bugün. Resme tıklamak sureti ile okunabilecek boyuta getirip bir göz atarsanız, üniversite mezunu bir kadının sevdiğini 11 yıl bekledikten sonra aldığı olumsuz cevapla kendini sanal aleme, evlenme sitelerine verdiği, ilk gördüğüyle de evlendiğini okuyacaksınız. Her şey normal gibi ama hangi insan bir diğerini 11 yıl iş olsun diye bekler. İyi ki sanal alemin geliştiği bir dönemdeyiz, yoksa ömür boyu bekleye debilirdi hanım kızımız.

Mısır Sultanı Selami Şahin

Daha sonra Ankara ekinde de Selami Şahin’in 30-31 Ekim tarihlerinde Ankara’da, bir ocakbaşı restoranında olacağının haberini veren bir ilan gördüm. Kaliteli espriler yapan arkadaşları ya da yakınları olup da bunlardan sıkılan ve biraz da sığ şeyler duymak isteyenler için Selami Şahin’in Nil sularında ıslanmış, Sahra Çöl’ünde kavrulmuş, türbe geçmiş komiklikleri sanırım aradıkları şeyler olurdu. Sadece 2 gala imiş, birine gitmek lazım.

Üniversiteliler Çimlerde Güzel Oynaşır Asıl

Her ilde üniversite açmanın anlamsızlığı, Başbakan’ın bunları açtıktan sonra “Her fakülte bitiren iş bulacak diye bir şey yok!” demezden önce de biliniyordu zaten. Kulaktan kulağa “aaa ne dedi!” diyerek salağa yatmanın manası yok. Haberde üniversite öğrencilerinin politika ve ekonomi okumayı sevmedikleri, işlerinin güçlerinin Olasılıksızlık, Twilight (Alacakaranlık) serileri, Penguen, Uykusuz okumak olduğu yazıyor. Her üniversite kütüphanesine cemaat evlerindeki gibi halıfleks halı (buralardaki halıların “ayak kokusuz” olması lazım ama) ve fotoğraftaki gibi birkaç tane de yerde yatarak kitap okuyan hatun buldun mu bak nasıl okumaya başlıyor üniversiteliler. Beytepe Kütüphane’sini 24 saat kesintisiz olarak açık tutmaya başladıklarından beri Hacettepe ergenlerinin ne denli okur olduklarına dair çok kesin bilgilerimiz yok değil.

Dikin Anacım

Son olarak da çiçek ekimi ile alakalı bir yazı var. Belediye çicek ekecekmiş, kış bitkileri… Benim ilgimi çeken bu değil zaten, asıl yazmak istediğim her gün yolumun üzerinde duran TBMM’nin önündeki çiçekleri neden 15’er gün arayla söküp söküp tekrar diktikleri. Şaka falan da değil, çiçekleri söküp dikmekle uğraşacaklarına Meclis önündeki otobüs duraklarının oradaki lağım kokusunu engelleseler daha makbule geçer. Gökçek bu şehre nasıl ödül getiriyor, aklım sırrım ermiyor (Şaka şaka eriyor, kesin komiteye yemek ısmarlıyordur çakal!)