15 Aralık 2009 Salı

Uzak Doğu'nun Havasında Bir Şey Olmalı

Uzak Doğu'nun bağrından kopup gelmiş filmler son 2-3 yıldır çok moda, bunu fark eder oldum. Hatta yok Kuzey Koreli yönetmen "bilmemne"nin hayranı olmalar,  yok Japon yönetmenin kült filmini izlemeyene burun kıvırmalar falan epey bir had safhada. Daha dün beş para etmez filmelere vizyona girer girmez giden sen değil miydin şeker şey?

Neyse, aslında asıl değinmek istediğim bu çekik gözlü minyatür varlıkların (Çinlileri dahil etmiyorum, onlar sanılanın aksine gayet iri insanlar) bu film sektöründe son zamanlarda boy gösterdikleri türler. Örneğin Kuzey Kore'nin bahsi geçince böyle nasıl anlatsam, romantikliğin dibine vurmuş, Post-Yeşilçamvari, sevenlerin sevebilip ama kavuşamadığı filmler geliyor benim aklıma. Arada da işte Yeşilçam'dan da gelen vurdu kırdı sahneleri.

Gelgelelim, Japon film endüstrisi dendiği zaman bir dururum, özellikle yeni yemek yemişsem kesin mide bulantısı başlar bende. Japon dediğin adam bit kadar boyuyla yapıp yapabileceği en iğrenç, en psikopat filmleri yapar. Zaten Manga dediğimiz Japon çizgi kültüründe hangi kahramanın samuray kılıcı yokki? Geçenlerde Dost Kitabevinde Macbeth'in Manga'sını gördüm, adamın eline hemen samuray kılıcı yerleştirivermişler psikopat herifler.

En son türlü ameliyatlar ve türlü iğrenç videolar izlediğim Youtube'da yine entellere layık bir Japon filmin karelerine rastladım. Aşağıya da iliştirdim. Allah bu adamları ıslah etsin. N'olur!

Allahın Manyağı!