27 Eylül 2009 Pazar

Çok Acayip Bir Duygu: Yeni Traş Edilmiş Enseye Dokunmak

Çocukluktan beridir her berbere gidişimde traşın çabuk bitmesini bekleyişimin sebebi oturmaktan sıkılmak değil, aksine traştan sonra kafamı aşağıdan yukarıya doğru sıvazlamak sureti ile "yepisyeni" ense traşımın tadını çıkarmayı beklemekte sabırsızlanmamdır. Bu konuyu çok ciddiye aldığımdan dolayı traş bitene kadar ortaya çıkması muhtemel her türlü olumsuz etkiyle baş etmek zorunda kalmak bazen aşırı strese neden bile oluyor. Genelde yaptığım hazırlıklar kuaföre girmeden bozuk para hazırlayıp bahşişi önceden cüzdanda ayrı bir yere koymak, ne kadar sarıp sarmasalar, boğazıma malzemesini bilmediğim streçler dolasalar ve traştan sonra başımı ne kadar yıkasalar da asla kurtulamadığım kesilmiş saçların traştan sonra kaşındırmasını azaltacak kıyafetler giymek, kuaförümün muhakkak açacağı güncel konulardan habersiz olmamak için önceden gazetelere bir göz atmak ve de en önemlisi berber koltuğuna oturduğumda ellerimi dizlerimin üzerinde birleştirip olası "değdirme"lerden sakınmak gibi şeyler (ben bunu bir derece daha abarttım ve kuaförüm olarak yaşlı ama deneyimli bir kuaförü seçtim).

Aslında her birimiz, özellikle erkek bireyler, ense traşına çok duyarlı insanlarız. İçimizdeki çocuk sevgisi olarak halka açtığımız, oysa içimizdeki ense traşı sevgisi olarak bastırdığımız bu dürtüdür, nerede saçı yeni kesilmiş çocuk görsek kafalarını sihirli küre ya da karpuz gibi santim santim okşama nedenimiz gibi geliyor bana.

Özellikle kadınların bu konuyu kendilerine avantaj olarak kullanabileceklerini düşünüyorum çünkü eğer bir erkek yeni traş olmuş ve eliyle ensesini sıvazlıyor ise, o erkek mutlu bir erkektir.