7 Eylül 2013 Cumartesi

Olympos Günlükleri - 2

2. Gün


Bugün yine erken kalkıp denize yollandım. Farklı olarak planladığım gibi Olimpos Kalıntıları'nı gezdim. "Kalıntıların bir esprisi var mı?" diye sorarsanız biraz tarih bilgisi biraz da hayal gücünüz varsa bir anlamı var bence. Tarih bilgisi olmadan hayal gücünüz olursa benim gibi saçmalayabiliyorsunuz, bunun da örneği aşağıdaki videoda.






Tarih bilgisi lazım çünkü böyle turistik bir yerde ne açıklayıcı bir broşür bulabiliyorsunuz ne de Antalya Müzesi'nin yerleştirdiği tabelalar tam anlamıyla tatmin ediyor insani. 


Hatta bazı yön gösterici tabelalar yanlış yerleri işaret ediyor. Bu yüzden saçma sapan yerlere tırmanıyor insanlar, tek beni yanıltsa işaretler yine sorun değil.




Antalya Müzesi'ni kınıyorum bu konuda.


Sanırım bu konudaki en şanslı olanlar turla gelen yabancı turistler. Gerçi rehberleri lisanslı mı yoksa turların kendi rehberleri mi hiçbir fikrim yok. İkincisi ise durum vahim tabii.


Deniz ve tarihin ardından acıkan karnımı Kardelen diye bir restorana emanet ettim.  Foursquare yorumlarında hep geciken servisten yakınılmış, benim siparişim 15 dakika içerisinde geldi. Mekanın yoğun olmayışını göz önünde bulundurunca yorumların bir gerçek payı olduğu anlaşılıyor. Yayık ayranlarına diyecek söz yok ama...

Ardından Simurg evlerine geri döndüm ve duş,  kahve, kitap molasından sonra akşam yemeği vakti geldi. Tavuk mangal vardı mönüde, adamlar yemeğe cidden önem veriyor burada. 

Odalarda TV falan yok, Twitter üzerinden takip ettiğim kadarıyla Ustanın Hikâyesi'ni kaçırmışım. Nasıl içerledim anlatamam.

Derken uyumuşum...