9 Şubat 2010 Salı

Ölüm Algısı

De git! Yürü! Ölüm neden her daim acı verici bir şeymiş gibi algılanır, geçen günlerin birinde bu geldi aklıma. Toplasan kaç kişi yanıbaşında biri ölürken izlemiştir, şahit olmuştur bu olaya ki? Hadi şahit de olundu, ölen adam “Çok aciyyy!” diye feryat figan gitmesi lazım ebediyete. Oran azalıyor... Bu arada ben acıdan bahsederken hemen ölmeden önceki anı, yani “en son”u kastediyorum. Yoksa atla camdan aşağıya, acır herhalde.

Melek Dediğin Böyle Olur, Elinden Zehir Olsa Yine İçilir.Aklıma takılan ölüm meleği Azrail’in yerli veya yabancı her yayında kukuletalı bir iskelet olarak resmedilmesi, elinde de orakla önüne geleni biçmesi. “Acıdan ölmek” deyimi vardır, tamam ama “zevkten ölmek” deyimi yok mudur a dostlar? Ya bu çok korktuğumuz ölüm denen şey hayatta ilk ve son kez tadacağımız en büyük zevkse ve ölüm bizi acıyla değil de zevkle karşılıyorsa?

Haydi siz düşünedurun, ben sigara içip geliyorum.

İçiyormuş gibi yapacağım, tamam!