2 Şubat 2010 Salı

Dünya İle Birlikte Ülkemizde Müzik

Bir düşünün istiyorum, dünya yeni bir şeyler bulduğunda radyo, televizyon sayesinde doksanların başından itibaren ayağımıza gelir oldu ve özentilikte bir çığır açtık. Giysilerde, yemeklerde, filmlerde, anlayışlarda ve elbette müzikte bir devrim yaşandı tüm dünyada. Peki biz bu başkalarının bulduğu şeylere ne kadar ayak uydurabildik, ne kadar başarıyla ülkemize taşıyabildik? Millet olarak taklitçilikte ne kadar başarısız olduğumuzu daha önce Taklit Edememe Sorunumuz başlığı altında biraz anlatmıştım. Gerçekten bu konuda birilerine can çekiştiriyoruz, kalıcı olamayacağını bile bile denemekten de vazgeçmiyoruz.

Örneğin 80'li yılların sonları, 90'lı yılların başlarına bir göz attığımızda dünyada bir rock, metal çılgınlığı var, özellikle Amerika'da. Burada yok muydu, vardı ama bu işi icra eden insanlar pek azdı aslında. Sebebi de daha 2000'li yıllara kadar siyah t-shirt giyen, uzun saçlı olan insanların hala "Satanist" olarak algılanması olabilir, işi icra edecek mecra yoktu kısacası.

Elalem "The One", "Alexander the Great" dinlerken bizim insanımız rock, metal dediğinde sanırım küfür falan anlıyordu. Ama eminim ki o zamanlar rağbet gösteren kelime esprilerine istinaden bu müzik türlerini dinleyenlere tarih öncesi devirlerden yani Taş Devri'nden, Bakır Çağı'ndan atıflarda bulunan enteller kesin çıkmıştır, iddia ediyorum!

Aynı dönemlerde, biri yurtdışında biri yurtiçinde iki farklı örnek göstermek istiyorum. Bu çağdaşlık adına bize biraz fikir verecektir sanırım:

Extreme - Get the Funk Out
     
Gençkan - Kendimi Kontrol Edemiyorum

 

Tabii yukarıdaki videolardan biri canlı çekim, biraz haksızlık oldu bu yönden ama olsun. Gördüğünüz gibi sayın Gençkan biraz uçuşlarda, diğer yandan Extreme de öyle, ama yanında götürüyor adamı uçtuğu yere. Fakat bu her şeyin sonu değil, bir Gençkan ile mahvolamayız, mahvolmamalıydık; bizim de kendi milletimizin yiğit delikanlıları yok mu? Bunlardan olmasını geçtim, alası var: Bir düğün salonunda trash metal çalan bir gruba ne denir a dostlar, ha denir?! Tek eksikleri, bas gitarları yok amma velakin şahaneler:

Düğünde Metal Çalınır Mı lo?

 

90'lar en çok boysband, girlsband diye tabir edilen fıkır fıkır oğlanların, bıcır bıcır hatunların oluşturduğu gruplarla hatırlanır. Birlikte yapılan figürler, tiril tiril atletsiz ve dahi önü açık giyilen gömlekler, kızlarda mini mini etekler, o da olmadı bikinili çekilen klipler... Eminim herkesin aklına yer etmiştir Back Street Boys ve Spice Girls grupları. Peki Türkiye'ye yansımalarını hatırlamayan var mı? Birkaç İyi Adam ve Çıtır Kızlar'ı hatırlamayanınız yoktur sanırım. Bunlar zaten özünde dansçı olan (Yonca Evcimik'in mini minileri) insanlar ve sanırım görüp de görebileceğimiz en sağlam pop taklitleri. Tabii onlar da çok uzun dayanamadı aramızda, çıkardıkları albüm bile ortak olduğundan ne kadar da üretimden yoksun oldukları belli idi (Kasetin A yüzünde bir grup, B yüzünde bir grup vardı.) E şimdi böyle olunca pek bir şey beklemiyoruz tabii, yurtdışında çıkıp da çok acayip ilgi görmüş akımların aynısı bizim ülkemizde de olsun diye.

Sanırım yazıyı video karşılaştırması ile bitirmek en mantıklısı olacak, zira çok uzadı yine. Birinde BSB, diğerinde onu 10 sene geriden takip eden B.O.M.B bulunmakta. İyi seyirler.

 

BSB - As Long As You Love Me
      
B.O.M.B Sen Hiç Sevdin Mi?