14 Haziran 2010 Pazartesi

Hayvan Çiftliği

Hayvanoğlu Hayvan! Aranızda okumayan var mı bu romanı bilmiyorum ama okuması çok kolay ve sıkıcı olmayan böyle bir roman varken bence biraz Karamsar Edebiyatı'ndan uzaklaşmak, George Orwell için bir fatiha göndermek lazım.
Eline alıp sayfaları karıştırdığında aralarda beliren illüstrasyonlar kitaba tam bir fabl havası katsa da, anlatım masallardaki kadar akıcı ve kolay anlaşılır olsa da kitap tam bir efsane.
Olayın akışı zaten planlı programlı; bu, affedersiniz, mal domuzlar giderek kurdukları eşit topluluktan kopuyorlar, insanlara özenerek onların hırsları ile zaaflarını ediniyorlar. Giderek de insanlara benziyorlar haliyle. Benzetmelerin ne kadar çok yerli yerine oturduğunu, kimlere göndermelerin yapıldığını uzun uzadıya anlatmaya, çok fazla ayrıntı vermeye gerek yok, sadece orijinal metin ve Türkçe çevirisiyle (Can Yayınları - Çevirmen: Celâl Üster) son paragrafını vermek istiyorum, o kadar. Aslına bakılırsa buraya aktarılacak çok sağlam cümleler de yok değil ya bu paragraftan başka, neyse...
Arz ederim:
But they had not gone twenty yards when they stopped short. An uproar of voices was coming from the farmhouse. They rushed back and looked through the window again. Yes, a violent quarrel was in progress. There were shoutings, bangings on the table, sharp suspicious glances, furious denials. The source of the trouble appeared to be that Napoleon and Mr. Pilkington had each played an ace of spades simultaneously.
Twelve voices were shouting in anger, and they were all alike. No question, now, what had happened to the faces of the pigs. The creatures outside looked from pig to man, and from man to pig, and from pig to man again; but already it was impossible to say which was which.
Daha yirmi-otuz metre kadar uzaklaşmışlardı ki, oldukları yerde kalakaldılar. Çiftlik evinde bir gürültüdür kopmuştu. Geri dönüp hızla eve koştular ve pencereden içeri baktılar. Evde korkunç bir kavga patlak vermişti: bağırıp çağırmalar, kuşkulu sert bakışlar, küfür kıyamet... Anlaşıldığı kadarıyla kavganın nedeni Napoleon ve Bay Pilkington'ın aynı elde maça ası çıkarmış olmalarıydı.
İçeride on ikisi de öfkeyler bağırıyor, on ikisi de birbirine benziyordu. Artık domuzların yüzlerine ne olduğu anlaşılmıştı. Dışarıdaki hayvanları, bir domuzların yüzlerine, bir de insanların yüzlerine bakıyor, ama birbirlerinden ayırt edemiyorlardı.