29 Şubat 2012 Çarşamba

Alice in Neverland

Twitter mecrasında "Türk kızı" gibi etiketler altında, "Türk kızı şöyledir, Türk kızı böyledir"   diye tonlarca şey yazılmakta. Etiketleyenlerin büyük bir çoğunluğunu, yazılanlara ve şahsi fikrime göre, kıskanan kadınlar ve istediğine ulaşamamış adamlar oluşturuyor. Ki bu çok doğal, zira Twitter artık bir kan kusma meydanı olduğuçün birinin başlattığı cinnet alemi salgın hastalık gibi yayılıyor.


Neyse, Twitter'ın kullanma kılavuzu olsa dahi olması gerektiği gibi kullanamayacak insanlara lafımı sokuşturduktan sonra, asıl dert yanılması gerekenlerin bu ulaşılamayan ve kıskanılan kadınlardan ziyade başkalaşmış kadınlar olduğunu düşündüğümü belirtmek isterim.

Artık kafamı nereye çevirsem kendi küçük dünyalarında düşmanları ile ölümüne savaş veren kadınlar görüyorum. Yaşları genellikle 25'e kadar çıkıyor bunların ve tabii ki en büyük savaşlar üniversite dönemlerinde vuku buluyor.

Daha yeni, bir kafeye gidip biraz soluklanayım, gideceğim kütüphanenin açılmasını bekleyeyim ve bu arada da biraz çeviri yapayım dedim. Alt kat tenha olur diye alıp kahvemi oturdum alt kata, bu tarz kafeleri mesken eylemiş bir çift sarı civciv hatun ve bir de 80'lerden fırlamış gibi kot pantolon ve kot ceket giyip uzun saçlarını müzik dinlerken savuran, diğer yandan önündeki kağıda bir şeyler çiziktiren bir eleman oturuyordu. 

Yaklaşık 45 dakika - 1 saat arası orada kaldığım süre boyunca sadece iki çakma sarışın konuştular ve ben konuştukları konuları artık yazıyı bir asker mektubu uzunluğundan kurtarmak için sadece maddeler halinde aşağıda sıralayacağım. Takdir sizin.

  • Kızlardan birinin erkek arkadaşından ayrılması ve başka yakın bir kız arkadaşlarının ayrılıklarından hemen sonra çocukla beraber olmaya başlaması.
  • İki kızın da böyle bir durumda "ben olsam böyle yapamam, yapmam", "ben olsam öyle böyle" diyerek kendilerinin nasıl iyi, empatik, anlayışlı oldukları konusunda bir sidik yarışı içinde olmaları. Lakin ikisi o kadar iyi arkadaşlar ki bu sidik yarışında eğer ikisi erkek olsalar birbirleri için nasıl yarıştıklarını, birbirlerinin "pipi"lerini tutuyorlardı diyerek tasvir edebilirdim. O kadar iyiler, Allah bozmasın.
Buradan sonra konu değişiyor;
  • Antonyo ile Ege arasında çekiştirmeler, bir asistan giriyor devreye, sanırım kızlardan biri ile yemeğe gitmiş ama kız asistan olduğunu bilmiyormuş falan. Adını Feriha Koydum bölümü çekiyorlar sanki aralarında.
  • Burak, Ege, Orçun'un boyları arasında uzun tartışmalar yapılıyor; Burak 1.80 ama kısa gösteriyor, ama Orçun öyle değil 1.90'dan uzun kendisi. Ucu nereye gidecek bu boy muhabbetinin derken konu değişiyor.
  • Bir kız arkadaşlarını çekiştirmeye başlıyorlar, kız bir bot almış ama markasını sürekli ağzında sakız etmiş. Kızın ağzına ediyorlar, "ay o bot da sanki tek, bir Burberry sanki. Alt tarafı 400-500 TL yani.." diyerek botun da kızın da ağzına ağzına veriyorlar, tatmin oluyorlar (Gülüşmeler)... 
İçimden 500 TL'ye 5 tane bot alırım ben hayvanlar diyesim geliyor, aldığınız o özel deri botlar için keşke sizin derilerinizi kullansalar diye içimden geçiriyorum. 

Çevirimi ve kahvemi bitirip kütüphanenin artık açıldığını fark etmemle mekandan çıkmışım.

Arz ederim!