2 Ocak 2011 Pazar

Beyin Boşaltım İstasyonu

Kaç geceler boyu huzur bulmuştum onlarla, kaç kere gerilmiş ruhumu bir tellal gibi yumuşattılar şimdiye kadar sayamam. Bir akvaryumun içinde oradan oraya sebepsizce ve malak bakışlarla geziyorlar, yem verdiğin zaman da sanki kıtlıktan çıkmışçasına o pis kokulu yemlere saldırıyorlar.  Ne zaman akvaryumun başına otursam, o sağa sola salınan kıvrak bedenlerini izlemeye daldıkça sanki kendimi onların yanında, su altındaymışım gibi hissettim hep. Sabit gözleri, çeşit çeşit ve suyun içinde kırılan ışıkla iyice parlayan renkleri sanki hipnotize ediyor insanı. 

İşte yine huzura ihtiyaç duyduğum bir anda beynimin boşaltım istasyonu olarak kullandığım akvaryumun önüne çektim sandalyemi, elimde koyu bir kahve ile bacaklarımı akvaryumun alıtnda duran masaya uzattım ve başladım ayinime. Bir on dakka huzur katsayım oldukça yüksek seviyelerde seyrederken aniden başımın zonklamaya, gözlerimin kararmaya başladığını hissettim. Gördüğüm, bir balığın götünden sarkan yaklaşık 10 santimetre uzunluğundaki o ipimsi boktan başka bir şey değildi. Bütün ambiyansın içine etti işte o şişman balık! Tam gerçek huzura ulaşacakken hem gerçek anlamda hem de mecazi anlamda sıçtı hayvan her şeyin içine! 

Al bir daha sana yem!