facebook etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
facebook etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Şubat 2010 Çarşamba

Yaratılış

Asabilik bizim ülkemizin vazgeçilmez bir ruh hali, bağımlılık haline gelmiş, herkesin şikayet ettiği ama asla bırakamadığı bir davranış olagelmiş her daim. Bunun yanında üzerimize yapışmış iki büyük özellik daha var, onlar da tembellik ve çay tiryakiliği. Bu üç büyükleri Büyük Hadron Çarpıştırıcısı'nda çarpıştırın, ortaya çıkacak küçük Big Bang devlet memurlarının yaratılışlarındaki sırları gözler önüne serecektir. Bahsedeceğim şey hakkında BURADA çok kısa değinmiştim ama konuyu biraz daha açma ihtiyacı duydum.

Geçmişte komedi programlarında hep devlet dairelerindeki işlerin güçleştirilmesinden, bugün git yarın gellerden, rüşvetten bahsedildi ve yaklaşık bir on senedir benim dikkat ettiğim kadarı ile herhangi bir espri konusu yapılmıyor memurlar hakkında. Bunların hepsi bitti diye mi kesildi acaba orası tartışılır pek tabii ama bu on sene içerisinde tüm dünyada çılgınca bir teknoloji gelişimi baş gösterdi, ülkemiz ve kendisinin devlet daireleri de bu gelişimden ötürü değişim gösterdiler. Teknoloji sayesinde bugün git yarın gellerin sayısı azaldı, her şey artık İnternet vasıtasıyla şipşak halledilir oldu ama bu, allerjik bir reaksiyona da sebebiyet verdi.

Herhangi bir devlet dairesine gidin (valilik olur, belediye olur, efendime söyliyeyim okulların kalemleri olur, PTT olur...) işinizin olduğu kaleme gidip kapıdan içeri girdiğinizde, bilgisayar başında bir eli çenesinde bir eli de klavye ile çay arasında gidip gelen canlılar görmeniz işten değildir. Ekranlarına bir göz gezdirdiğinizde ise MSN yasak olduğu için Facebook ya da asosyallerin tarayıcılarında ise çevrimiçi tavla, okey gibi oyun sitelerinin açık olduğunu saptayacaksınız. Henüz sizin farkınıza varmamışlarsa bir uyurgezeri uyumuş gezerken uyandırmak ne kadar tehlikeli ise burada da aynı rivayet geçerlidir. Çok hafif bir şekilde boğazınızı temizleyin, balgam varmış gibi değil de sanki sabah yediğiniz simitten ufacık bir susam falan kalmış gibi. Konuşmaya başlarken sanki üzerinize bir karabasan çökmüşcesine sesiniz kısılsın, karşınızda böyle eşşek gibi ünlü birisi olduğunu düşünün, mesela ben böyle bir durumda Kıvırcık Ali'yi düşünüyorum (Benim için büyük önemi var). Bakışlar sizlere döndüğünde eğer kaşlar çatıksa, memurlar yeni bir çarpışmaya hazırlanıyor demektir, hemen kaçın! Boş bir surat ile size bakarlarsa geçersiz bir işlem yürütmüşlerdir, bir kaç kere daha öksürün siz. Normal, insani bir bakış yakalarsanız işinizi yaptırın, akabinde defolup çıkın gidin oradan.

Üzülün istemiyorum.

20 Ekim 2009 Salı

Çizmeler Üzerine

Çizmelerden yana öyle muzdaribim ki sadece giyme tarzı, giyme zamanı hakkında değil, salt çizmeler üzerine kafamı çok yoruyorum ve bu konuyu bir liseli kızın yaptığı gibi kafama takıp, kendimi harap ediyorum. Sanırım bu halimin bir safha sonrası özenle düzelttiğim çift kişilik yatağımın üzerine yüzükoyun zıplayıp o yatağı  bir güzel bozmak, ayaklarımı da doksan derecelik açıyla kaldırıp, nefes almamı neredeyse engelleyecek şekilde kafamı gömdüğüm yastığımı ıslata ıslata ağlamak olacak.

Ayağın Kokar Bebeğim Onlarla Gencecik, hayata neşeyle ve dahi bön bön bakan kızlarımızın bıraktım mevsim normallerinin üzerindeki sıcak havayı, yaz sıcağında giydikleri çizmelere bir türlü anlam veremiyorum. İnternette ufak bir araştırmayla, hiç düşünmeden ithal ettiğiniz bu “lanet olası” moda denen şey içerisine “Yaz Çizmesi” diye bir çizme de tıkıştırdıklarını farketmek ise hayat boyu böyle karamsar ve üzgün kalacağımın işareti gibiydi sanki. Sıcak havalarda da çizme giyen kızlarımıza kısa ve öz bir uyarım olacak: Böyle sıcak havalarda ayağınızda bu çizmeler varken ancak Starbucks’ta oturur, içtiğiniz kahvenizle arkadaşlarınızla fotoğraf çekinir ve sosyalleştiğinizi düşünürsünüz ama eve dönüp de Facebook’a bu fotoğraları yüklemek istediğinizde yanınızda olacak tek bir şey vardır, o da ayak kokusu!

Aşağıdaki Sokakta Kanalizasyon Patlamış, Çizmelerin Bana Lazım Bir diğer takıntılı olduğum nokta da çizme olayının dibine vuran körpe kızlarımız… Sokakta bir itfaiye memuru, patlayan kanalizasyonu onarmak için koşturan bir belediye çalışanı gibi görünüp “Yanınızdayız!” mesajı vermekten kilometrelerce uzak iken ne demeye plastik çizme giyiyorsunuz e be canlarım? Cafcaflı renklere boyanmış, puantiyelerle bezenmiş plastik çizmeleri giyince sadece içi boş bir amele sıfatına sahip olduğunuzu bilmek sizi üzer mi? Virgülle ve sesli harfli kelimelerle kurulmuş cümlelere alışık olup, bunları anlayabilseniz belki ederdi.