Kaldırım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kaldırım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Kasım 2009 Çarşamba

Aklıma Takılan Uzun Tümceli Eylemler

  • Sokakta kendi kendine yürürken aklına komik bir şey geldiğinde gülmemek için yüzünü el ile kapatmak ya da dudağını ısırmak sureti ile  kendi neşesini bastırmak.
  • Yağmur yağarken koşsa mı, yürüse mi diye düşünüp durup, ne yapacağını kestirememek.
  • Gece yatmadan sabah her zamankinden daha erken kalkmaya karar verip, sabah olduğunda her ne olursa olsun bu karardan vazgeçmek.
  • Uygunsuz durumda erekte olmanın akabinde birinci dereceden bir yakın akla getirerek kendi şehvetini bastırmak.
  • Ayaktan çıkan çorabın tazeliğini tartmak için burna yaklaştırıp hatta değdirip koklamak.
  • Bir devlet dairesine ne zaman gidilse bilgisayar ekranında solitare, tavla, okey gibi oyunları, sosyal ağ web sayfalarını açık, oyunu yarıda kesilen memurun çehresini kızgın görmek.
  • Yağan yağmurun ardından altına su girdiğine kesin kanaat getirilen kaldırım taşlarının üzerinden mayın tarlası oynarmış gibi tedirginlikle yürümek.
  • Fotoğrafçının bir vesikalık resim için vücudun tüm uzuvlarını evirip çevirmesine ses çıkaramamak, boyun eğmek.

17 Ekim 2009 Cumartesi

Kaldırımların Suçu Ne?



Her şeyden önce evet ben de bağımlısı idim, yaklaşık bir sene öncesine kadar ben de yapıyor, yapmaktan kendimi alamıyor idim. Türkiye'de kaldırımlar üzerlerinde yürünecek gibi değil, evet ama takıldığında neden dönüp arkasına bakar insan? Suçlayacak birini buldun evet de yani bakışınla arkandan takıldığını ve komik bir hal aldığını gören insanlara "Lanet olası belediye çalışmıyor dostum, bak ne hallere sokuyor bizi!" izlenimi vermek zaruri midir?

Hemen şu anda çok acayip bir teori geliştirdim, çok akademik hissediyorum kendimi: Düşünüyorum da sanırım nereye takılsak, düşsek ve kendimizi kötü hissetsek (Bu küçükken acı, büyükken rezil olma olarak değişim gösteriyor) ailemiz o zemini ya da nesneyi "Bu mu acıttı bacağını yavrum? Bu mu 'ög'  yaptı canım?" (ög ne ola ki?) diyerek "Al sana pis yer!", "Al sana pis sehpa!" diye döve döve bizi takıldığımız her şeye düşman ettiler. Hangimiz ağlamaklı olduktan, hatta delicesine ağladıktan sonra "Ben dövdüm onu yavrum, bak geçti." cümlesini duyduğumuzda yelkenleri suya indirip, yüzümüze gülücükler kondurmadık ki?

Evet ben artık kaldırımlara ya da kirişlere takıldığımda dönüp arkama sinirli bir bakış atıp, kafamı "cık cık cık" diyerek sallamayı bıraktım. Çünkü gerçekten takılanın arkasında durup olaya tanıklık ettiğimde bir sene önce, görünüşün ne kadar salak olduğunu idrak ettim.