10 Mart 2014 Pazartesi

Pembeye Çalan Kırmızı Başlı Kız

Otobüste karşılaşıyorum bu hatunla sürekli ve sürekli bir ürkmeye sevkediyor ruh halimi. Kırmızıdan pembeye çalmaya başlamış kafası değil ürkütücü olan, ne zaman otobüse binse suratını cama dönmesi beni korkutan.

Bunda ne var diyebilirisiniz ama ben çocukluğumda akvaryumlu evlerde büyüdüm. Özellikle dedemin sonradan kuşlara meyletmiş takıntısı o zamanlarda balıklardan ibaretti. Ayda bir o balıklar nedendir bilinmez ölür ve yerlerine aynı cinsten yenileri alınıp bırakılırdı akvaryuma. 


Babamın dayısı da onu bildim bileli balıklı akrabalarımdan biriydi. Fakat dedemin aksine babamın dayısı (kısaca biz de dayı derdik) balıklara olan bağlılığını hiç bozmadı. Işte bu adamın balıkları yüzünden hafif bir travma yaşadım balıklarla (bu ergenliğe kadar denizde misina ile saatlerce balık peşinde beklememe mani olmadi), aslında bu hafif travmanın pembeye çalan kafalı kızı görmeden farkında değildim. Bu hatun resmen dayımın akvaryumundaki çöpçü balığına benziyor. Suratı otobüs camına o kadar yakın ki sanki bir anda, ne olup bittiği anlaşılmadan oldu bittiye getirip, dudaklarını da halka yapıp cama yapıştıracakmış gibi geliyor.

Babamın dayısını hatırlamamla maruz kaldığım başka bir travmatik olay aklıma geldi şimdi. Bu olayın arkadaşlarıma nasıl ızdırap dolu dakikalar yaşatmama sebep olduğu beynime selektör yapıp duruyor. Bu da başka bir yazının konusu olsun. 

(İleride o yazıyı yazmazsam eğer en azından ipucu vereyim: meşhur el şakalarım)

12 Şubat 2014 Çarşamba

Yarim İstanbul'u Mesken mi Tuttun / Alıştın Cumshot'lara Beni Unuttun

Ülke tarihinin en tribal, en liseli ergen ve en kezban dönemini yaşadığımızı düşünüyorum son zamanlarda. En tribal zamanı diyorum, çünkü bir halt yediği bariz  insanlara halk bir suçlama yöneltince üste çıkmak için azarlama devreye giriyor. Politika yapmak halkın çobanlığını yapmak mıdır? Elbette değildir, fakat "Siz otlanmanıza bakın, biz hallederiz" cümleleri ile çobana ihtiyacı olmayan bir halkı geriyor bir çobanın Kangal'ına biat eden küçükbaşlar. 


En liseli ergen dönemi de yaşıyoruz bir yandan, eleştirilere maruz kaldıkça hırçınlaşıp "Sen görürsün benimle böyle konuşmak ne demekmiş!" edası ve nidalarıyla, Vizyonu ve Misyonunu sorsan "3Y'yi* ortadan kaldırmak" diyecek insanlar halkın ağzına terlikle vurma hakkını kendinde bulabiliyor. 

Ergen arkadaş grubunun lideri olarak arada "qanqa"larına ayar vermeler, ergenlik sinirini hocasıyla laf yarışına girerek sergilemeler ve her konuda daha iyi bildiğini göstermek için gereksiz şovlara kalkışmalar bunlara genel örnek olabilir sanırım.


Ortalık kezbanlıktan da geçilmiyor bir yandan... Yani ileri gelenlerin demeçlerinde  "sna n be slk" dediklerini duysak / okusak çok da şaşırmayız. Aynaya baktıklarında çıkan kaşlarını görmeyip dünyanın en güzel kadını olduğunu sanmakla aynı hissiyatı paylaşıyorlar gibi buradan bakınca. Zaten TV ve gazetelerde aynayı onların gözüyle görmemizi başarmışlardı, önüne geçemedikleri tek mecra olan Internet'e de onların gözü ile bakmak zorunda kalacağız. Bu bana "tecavüzden kurtulamıyorsan zevk almaya bak" deyişini hatırlatıyor onların beyni ile düşündüğümde. Kendimi yaşını başını almış, sokakta dindar, yatakta pedofili biriymişim gibi hissettirdi bu düşünce. Eğer Internet'e onların gözü ile bakacaksak, sanırım ileride çocuk pornosu serbest olabilir, porno lobisine mutlu haber!

*3Y: Yolsuzluk, Yasaklamalar, Yoksulluk


Arz ederim!


3 Ocak 2014 Cuma

O Küçük Kız Hala Gülümsüyor... Yalnızca Siz Duymuyorsunuz!

Mobil teknolojileri gençler her zaman daha yoğun kullanmış ve faydasını daha çok görmüştür. Ta ki 1 Ekim 2013’e kadar... TENA tarafından gerçekleştirilen yaşlılara özel sosyal sorumluluk projesinde, mobil ve internet teknolojileri, yaşlılarımızı mutlu etmek ve onlara unutulmaz bir gün yaşatmak için kullanıldı. Dünya Yaşlılar Günü’nde tüm Türkiye’nin sesini huzurevlerindeki yaşlılara ulaştırmak ve onları hatırlamamızı sağlamak için, dünyanın lider yaşlı ve hasta bezi markası TENA tarafından bir interaktif banner kampanyası gerçekleştirildi.

Gün boyunca www.hurriyet.com.tr ‘deki bannerlarda ve www.herzamangenc.com ‘da gerçekleştirilen sosyal sorumluluk projesinde; mobil teknolojinin gücü, internaktif bir video banner ile mutluluğa dönüştürüldü. Sabahtan akşama kadar yayınlanan reklam bannerlarına tıklayanlar, açılan ekrana cep telefonu numarasını girerek, saniyeler içinde çalan telefonlarının diğer ucunda bir huzurevi sakininin sesini duydular ve dünya yaşlılar gününü kutladılar.

Bu sürpriz kutlama kampanyasının iç ısıtan görüntülerini izleyince, kendinizi bir huzurevinde ya da bir aile büyüğünüzü ziyaret yolunda bulmanız kuvvetle muhtemel.


Bu kampanya, bir taraftan huzurevlerindeki yaşlılarımızı 1 Ekim boyunca aldıkları telefonlarla mutlu ederken, diğer taraftan 12 Kasım günü ödül töreni yapılan Mediacat Felis Ödülleri’nde 2 dalda aldıkları yaratıcılık ödülleri ile hayatlarındaki en özel anlardan birini yaşatmış oldu: http://www.herzamangenc.com/11/en-yaratici-dijital-sosyal-sorumluluk-projesi/  

Siz de bu sosyal sorumluluk kampanyasına destek olmak ve huzurevlerini aradığımızda yaşlılarımızın yüzlerinde yaratabileceğimiz mutluluğu etrafınızdaki kişilere anlatmak için kampanya videosunu #bukızıgüldür hashtagi ile paylaşabilirsiniz.

Bir boomads sosyal sorumluluk içeriğidir.