9 Şubat 2010 Salı

Ölüm Algısı

De git! Yürü! Ölüm neden her daim acı verici bir şeymiş gibi algılanır, geçen günlerin birinde bu geldi aklıma. Toplasan kaç kişi yanıbaşında biri ölürken izlemiştir, şahit olmuştur bu olaya ki? Hadi şahit de olundu, ölen adam “Çok aciyyy!” diye feryat figan gitmesi lazım ebediyete. Oran azalıyor... Bu arada ben acıdan bahsederken hemen ölmeden önceki anı, yani “en son”u kastediyorum. Yoksa atla camdan aşağıya, acır herhalde.

Melek Dediğin Böyle Olur, Elinden Zehir Olsa Yine İçilir.Aklıma takılan ölüm meleği Azrail’in yerli veya yabancı her yayında kukuletalı bir iskelet olarak resmedilmesi, elinde de orakla önüne geleni biçmesi. “Acıdan ölmek” deyimi vardır, tamam ama “zevkten ölmek” deyimi yok mudur a dostlar? Ya bu çok korktuğumuz ölüm denen şey hayatta ilk ve son kez tadacağımız en büyük zevkse ve ölüm bizi acıyla değil de zevkle karşılıyorsa?

Haydi siz düşünedurun, ben sigara içip geliyorum.

İçiyormuş gibi yapacağım, tamam!

2 Şubat 2010 Salı

Dünya İle Birlikte Ülkemizde Müzik

Bir düşünün istiyorum, dünya yeni bir şeyler bulduğunda radyo, televizyon sayesinde doksanların başından itibaren ayağımıza gelir oldu ve özentilikte bir çığır açtık. Giysilerde, yemeklerde, filmlerde, anlayışlarda ve elbette müzikte bir devrim yaşandı tüm dünyada. Peki biz bu başkalarının bulduğu şeylere ne kadar ayak uydurabildik, ne kadar başarıyla ülkemize taşıyabildik? Millet olarak taklitçilikte ne kadar başarısız olduğumuzu daha önce Taklit Edememe Sorunumuz başlığı altında biraz anlatmıştım. Gerçekten bu konuda birilerine can çekiştiriyoruz, kalıcı olamayacağını bile bile denemekten de vazgeçmiyoruz.

Örneğin 80'li yılların sonları, 90'lı yılların başlarına bir göz attığımızda dünyada bir rock, metal çılgınlığı var, özellikle Amerika'da. Burada yok muydu, vardı ama bu işi icra eden insanlar pek azdı aslında. Sebebi de daha 2000'li yıllara kadar siyah t-shirt giyen, uzun saçlı olan insanların hala "Satanist" olarak algılanması olabilir, işi icra edecek mecra yoktu kısacası.

Elalem "The One", "Alexander the Great" dinlerken bizim insanımız rock, metal dediğinde sanırım küfür falan anlıyordu. Ama eminim ki o zamanlar rağbet gösteren kelime esprilerine istinaden bu müzik türlerini dinleyenlere tarih öncesi devirlerden yani Taş Devri'nden, Bakır Çağı'ndan atıflarda bulunan enteller kesin çıkmıştır, iddia ediyorum!

Aynı dönemlerde, biri yurtdışında biri yurtiçinde iki farklı örnek göstermek istiyorum. Bu çağdaşlık adına bize biraz fikir verecektir sanırım:

Extreme - Get the Funk Out
     
Gençkan - Kendimi Kontrol Edemiyorum

 

Tabii yukarıdaki videolardan biri canlı çekim, biraz haksızlık oldu bu yönden ama olsun. Gördüğünüz gibi sayın Gençkan biraz uçuşlarda, diğer yandan Extreme de öyle, ama yanında götürüyor adamı uçtuğu yere. Fakat bu her şeyin sonu değil, bir Gençkan ile mahvolamayız, mahvolmamalıydık; bizim de kendi milletimizin yiğit delikanlıları yok mu? Bunlardan olmasını geçtim, alası var: Bir düğün salonunda trash metal çalan bir gruba ne denir a dostlar, ha denir?! Tek eksikleri, bas gitarları yok amma velakin şahaneler:

Düğünde Metal Çalınır Mı lo?

 

90'lar en çok boysband, girlsband diye tabir edilen fıkır fıkır oğlanların, bıcır bıcır hatunların oluşturduğu gruplarla hatırlanır. Birlikte yapılan figürler, tiril tiril atletsiz ve dahi önü açık giyilen gömlekler, kızlarda mini mini etekler, o da olmadı bikinili çekilen klipler... Eminim herkesin aklına yer etmiştir Back Street Boys ve Spice Girls grupları. Peki Türkiye'ye yansımalarını hatırlamayan var mı? Birkaç İyi Adam ve Çıtır Kızlar'ı hatırlamayanınız yoktur sanırım. Bunlar zaten özünde dansçı olan (Yonca Evcimik'in mini minileri) insanlar ve sanırım görüp de görebileceğimiz en sağlam pop taklitleri. Tabii onlar da çok uzun dayanamadı aramızda, çıkardıkları albüm bile ortak olduğundan ne kadar da üretimden yoksun oldukları belli idi (Kasetin A yüzünde bir grup, B yüzünde bir grup vardı.) E şimdi böyle olunca pek bir şey beklemiyoruz tabii, yurtdışında çıkıp da çok acayip ilgi görmüş akımların aynısı bizim ülkemizde de olsun diye.

Sanırım yazıyı video karşılaştırması ile bitirmek en mantıklısı olacak, zira çok uzadı yine. Birinde BSB, diğerinde onu 10 sene geriden takip eden B.O.M.B bulunmakta. İyi seyirler.

 

BSB - As Long As You Love Me
      
B.O.M.B Sen Hiç Sevdin Mi?

1 Şubat 2010 Pazartesi

Hatun Kesmek

Kesmek: 1. Bıçak, makas vb. bir araçla bir şeyi ikiye ayırmak, parçalamak, doğramak. 2. Dibinden ayırmak 3. Düzgün parçalara ayırmak. 4. Kesici bir araçla yaralamak. 5. Ucunu almak. 6. Hayvanın başını gövdesinden ayırmak, boğazlamak. 7. Son vermek, gidermek. 8. Ara vermek. 9. Bir şeyden yoksun bırakmak, vermemek. 10. Akımı durdurmak. 11. Belirtmek, kararlaştırmak.12. Verilecek şeyin bir bölümünü alıkoyup vermemek. 13. Para basmak. 14. Azaltmak, güçleştirmek. 15. İskambil kâğıtlarında destenin üzerinden bir bölümünü kaldırıp öte yana koymak. 16. Geçişi önlemek. 17. Susmak. 18. Hasta organı ameliyatla almak. 19. Bölmek, ayırmak. 20. Yazıyı, filmi kısaltmak. 21. Uydurmak, yalan söylemek. 22. Rüzgâr, soğuk vb. çok etkili olmak. 23. Birini yermek, kötülemek. 24. Karşı cinsten birisini sürekli olarak süzmek, dikkatli bir biçimde bakmak. 25. Vahşice öldürmek. 26. Oyuncuyu takım kadrosuna almamak.

Suphe Böyle zengin bir dilimiz var işte, alt tarafı bir "kesmek" fiilinin sözlüğümüze geçmiş birbirine yakın ya da uzak tam 26 adet farklı anlamı var. Ben altı çizili olandan, 24. sıradakinden bahsetmek istiyorum. Genellikle erkeklerin üzerine yapışmış olan bu fiili hanım kızlarımız da pekala uyguluyorlar, görüyor, farkediyoruz. Ama ne yalan söyliyeyim biz erkeklerde çok iğrenç haller aldığı oluyor bu eylemin, pek çok şeyde olduğu gibi bunu da iğrenç bir kıvama sokabiliyoruz.

Her zaman söylerim, her şeyin bir adabı var diye. Bu işin yok mu? Elbet bu işin de var, hatta en çok bu işin adabı var. Bir hatun kişi kesilirken seksi olunduğu düşünülerek surata abuk şekiller vermek erkeği maymunlaştırıyor. Yüz ifadesinden emin olmayan erkek arkadaşlara yanlarında ayna taşımalarını tavsiye ediyorum. Görecekler ki hayallerindekinden çok daha malak bir surata sahip oluyorlar böyle durumlarda.

Bir de kestiğinizi hatunun gözüne sokun farkedilmek adına, lakin ağzına girmeyin güzel insanlar. Hele kafanız oynarbaşlı olmasın sakın, gayet sakin olun. Yukarıdan gelen birini gördüğünüzde boynunuz onun yerçekimine biraz karşı koysun, lap diye yörüngüye oturup, eblehmişçesine kafanızı döndürüp durmayın.

Örneğin benim iş nedeniyle her günüm Tunalı Hilmi Caddesi olarak adlandırılan, tiki kızlarımızın yoğunlukla ziyaret ettiği ve "kesilebilite" bakımından çok gelişmiş bir yerde geçiyor. Benim işyerimle aynı binada farklı bir meslek icra eden 40'lı yaşlarında bir adam var, uzun saçlı, yaşına göre gayet sağlam biri. Kar, kış, kıyamet demeden bu adam cadde üzerindeki kaldırımlarda bulunan banklara oturup hatun kesiyor, ama bir sonuca ulaşabiliyor mu sevgili dostlar? Hayır, çünkü kafası durmuyor bu adamın, yukarıdan gelen mini etekliyi keserken kafası onunla birlikte aşağıya kayıyor, aşağıda dar pantolonlu bir kadın görünce onula birlikte de yukarı çıkıyor kafası. Geçen eli ile konuşurken gördüm, merdivenlerden iniyordu. Sanırım tartışıyorlardı.